Farkındalık Pratiği: Olumsuz Düşünceye Gülümsemek

Bugün, kendin belirleyeceğin bir süre boyunca zihnini izle.

Kendin, bir başkası veya herhangi bir şey, olay ya da anı hakkında zihnine düşen olumsuz bir düşünce var mı?

O düşünceye gülümse.*

*Bu bir farkındalık pratiğidir. Belirleyeceğin süre birkaç dakika, birkaç saat olabilir ya da günün büyük bir kısmına yayılabilir. Yalnızca bu farkındalık pratiğinin niyetini doğru ve gerekliliğini yeterli belirlemiş ol.

Fark edemeyebilirsin. Fark etmeye niyet etmek de bir pratiktir. Pratik, her zihin için farklı ihtiyaçlardan doğar ve her zihinde farklı yollar açar. Buna da gülümse. Gülümsemek de bir pratiktir.

Elçin Dönmez ile Sabah Meditasyonu

“uyanık ama tetikte değil,
yumuşak, açık
ve değişebilen.
hem sonsuz 
hem anın içinde. 
parçalara bölünse de
tek, bütün, kapsayıcı.
ılık bir meltemi 
sert rüzgarlara
tercih etmeyen. 
şeylerin uyumundan da 
farklılığından da 
şefkatlice öyle memnun,
olabildiğinde
ve olabildiğince.”

Mindfulness, düşüncelere, duygulara, bedene, insanlara, doğaya, kısacası her şeye yargısız, açık ve arkadaşça bakabilme pratiğidir. Bu niyetle, her gün sabah 09.00’da Elçin Dönmez ile 20 dakikalık bir farkındalık çalışması yapıyoruz.

Not: Meditasyon Skype üzerinden gerçekleşiyor. Katılım için lütfen Yedi Orman Instagram hesabına mesaj gönderin. 50 kişi ile sınırlıdır ve ücretsizdir.

Elçin Dönmez ile Mindfulness Meditasyonu

“Ben yeterim.”

Hayatımızı idame ettirmekte, işimizi yapmakta ve kendimizi işe yarar hissetmekte zorluk çekiyoruz bu küresel salgın günlerinde. Hepimiz kendi yolumuzda, karşımıza çıkana bir tepki veriyoruz ya da ona karşı bir savunma geliştiriyoruz, farkında olarak ya da olmayarak.

Henüz her şey o kadar yeni ki… Buna alışabileceğiz belki, ama alışamıyorsak da bu bizim suçumuz değil. Farkında değiliz, belki de alıştık bile. Belki büyük bir acıdan, belki korkudan, belki savaştan, belki de kaçıştan bu anda geçtik, geçiyoruz ve geçeceğiz. Dayandıkça dayanıklılığımız artacak, buna güveneceğiz. Güvendikçe farkına varacak ve kabulleneceğiz.

Geçtiğimiz günlerden birinde odamda oturuyordum, gözlerimi meditasyon için kapatmıştım. Can kayıpları, hastalık, işsizlik ve bunun gibi pek çok korkuyla yüzleşirken toplum olarak, bu kolektif mücadeleyi korkuya kapılmadan nasıl daha iyi algılayabilirim ve bu bütünsel hisse nasıl bir katkıda bulunabilirim, diye düşündüm. 

Tüm bu olayların akış kanalına girebilmek zor belki ama ‘kendimizden daha büyük bir gerçeklik’ olduğunun kabulüne yöneldi zihnim. Çok uzak bir duyumsama belki, acıyı da umudu da köklerimde olduğu gibi hissedebilmeye uzanan bir sel, o akışta. İçimde bir bütünlük duygusu vardı ve deniyordum. Seslerin içinde, sakin kalmayı.

Biraz sonra zihnime akan şu cümleleri kendime tekrarlıyordum, ilk olarak nefes alırken ve ardından verirken. İlk olarak kendi hayat deneyimimde ve ardından parçası olduğum varlığın bütünü için:

“Yeteneklerimin farkına varabilirim.”

“Farkındayım, benim yeteneklerim var.”

“Yeteneklerimin farkındayım.”

“Yeteneklerim var ve onlara yetebilirim.”

“Yeteneklerimi kullanabilirim.”

“Ben yetebilirim.”

“Ben yeterliyim.”

“Ben yeterim.”

İstemediğim yerde durmuyorum.

Neyi istediğini fark et. Fark etmenin yeri ve zamanı, burası ve bu an.

Sakin deniz

Her şeyin olduğu gibi olmasına izin veriyorum.

Özgürlük

Benim olmayan bu yükü omuzlarımdan usulca indiriyorum.